Popülizm

1- 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkmış ve burjuva psikolojisine, işsiz bir top­lum oluşturan aydınların özenli tavrına karşı, küçümsenen işlerle uğraşan sınıfları tüm özellikleriyle yansıtmayı amaçlayan, halkta iyi ve olumlu ne varsa gözler önüne sermeyi amaçlayan edebi okul.

2- Siyaset alanında, planları toplumun alt ve orta tabakalarını te­mele alarak yapma, bu sınıflara hizmeti amaçlama, halkı zaman zaman halk dalkavuklu­ğu yapacak şekilde ön plana çıkarma tavrı.

Sosyal bilimcilerin bir hareket mi, yoksa bir ideoloji mi olduğu konusunda çokça tar­tıştıkları popülizm, erdemle siyasi meşruiyeti halkta bulan ve seçkinlere ve seçkinci­liğe şiddetle karşı çıkarken, siyasi hedeflere eri iyi bir biçimde, politik kurumların aracı­lığı olmaksızın, yönetimlerle halk arasında kurulacak doğrudan bir ilişki yoluyla ulaşı­labileceğini savunan siyasi retorik ya da söylemi ifade eder.

Bu çerçeve içinde, yakın zamanlarda üç ayrı popülizm arasında bir ayırım yapılmış­tır. Bunlardan

A- Birincisi olan küçük Adam populizmi, esnaf, zanaatkar ve çiftçi gibi küçük üreticiler arasındaki işbirliği ve özel mülkiyeti desteklerken, büyük işletme ve yönetimlere karşı çıkar ve ister kentleşme, ister endüstrileşme ya da tekelci kapitalizm şeklinde ortaya çıksın, ahlâki çöküntüye yol açtığını düşündüğü ilerlemeye cephe alarak, geçmiş zamanın erdemlerine dönüşü savu­nur.

B- Otoriter popülizm ise, halka gider ve halkın tepkileriyle duygularına dayanırken, kurumları ve siyasi seçkinleri atlayıp, kariz­matik liderlere güvenir. Buna karşın,

C- Dev­rimci popülizm, halkla onun kollektif gelene­ğinin, seçkinciliği ve ilerleme düşüncesini reddeden entellektüeller tarafından idealize edilmesinden meydana gelir.